Çoğu kanser tanısı almış birey gibi, benim de tanım hiç beklemediğim bir anda kondu. Ben bir hemşireyim. O gün nöbet teslimindeydim, elim farkında olmadan boynuma gitti ve sol köprücük kemiğimin üzerinde bir şişlik hissettim. O an içime tarif edemediğim kötü bir his oturdu. Gözlerim doldu, çünkü bunun iyi bir şey olmadığını hissettim.
Yine de bir süre kendimi kandırdım. “Belki önemsiz bir şeydir.” dedim. Ailem ve arkadaşlarım da endişelenmememi, gereksiz kuşkulandığımı söylediler. Haklıydılar, çünkü gerçekten de böyle bir şeyin başıma gelmesi imkânsız gibi görünüyordu. Ama o şişlik hiç kaybolmadı. Yaklaşık iki hafta boyunca hep oradaydı.
İşyerinde destek eleman olarak gittiğim Hematoloji katındaki çok kıymetli bir abiye boynumda ki şişliği gösterdim buna dikkat etmem gerektiğini söyledi ve ben de o akşam artık uzatmaman gerektiği kararını verdim ve ultrason çektirdim. Ultrason sonucunda lenf bezleri saptandı ve KBB doktoruna yönlendirildim. Doktor biyopsi yapılması gerektiğini söyledi. Biyopsi sonucunda “Hodgkin Lenfoma – Nodüler Skleroz Tip” tanısı aldım.
Bu sonuçtan sonra yeryüzündeki kahramanım olan, canım doktorumla Prof. Dr. Leylagül KAYNAR İLE yola devam ettim. Hematoloji bölümünde tedavi sürecim başladı. PET çekiminde hastalığım evre 3 olarak belirlendi. Bu haber beni çok etkiledi çünkü “B semptomu” dediğimiz ateş, kilo kaybı ya da gece terlemem yoktu. En fazla evre 2 olabileceğini düşünüyordum.
Sonra geriye dönüp düşündüm… Belirtiler aslında varmış. Vücudumda zaman zaman şiddetli ama kısa süren kaşıntılar oluyordu. Bu Hodgkin Lenfomanın bir belirtisiydi. Ayrıca kendimi sürekli aşırı halsiz ve aşırı yorgun hissediyordum. Çok yoğun bir şekilde çalıştığım için bu durumu hep iş temposuna bağlamıştım. Belim çok fazla ağrıyordu, bazen geceleri kalbime bıçak saplar gibi keskin ağrılar oluyordu. İyi ki o şişliği fark etmişim diyorum, yoksa kendimi daha ne kadar görmezden gelirdim bilmiyorum.
Tedavim toplam 6 kür ABVD idi. İlk iki kür ABVD, sonraki dört kür ise AVD olarak devam etti. Kemoterapi süreci zordu ama iyi olduğum vakitlerde oluyordu o vakitlerimde hep kendime yöneldim film izledim kitap okudum yürüyüş yaptım çalışırken yapamadığım çoğu şeyin keyfini çıkardım önemli olan bakış açınız evet kemoterapi sonrası vücut baştan aşağı etkileniyor bütün sistemin değişiyor ama sen zamanla ona da alışıyorsun saçların kirpiklerin kaşların dökülüyor ama seni etkileyen o halin değil ağrıların ve bulantıların oluyor onlar geçince dış görünüşünü pekte önemsemiyorsun çünkü kendini her halinle seviyorsun Tedavin tamamladıktan sonra cesaret edemediğin her saç tarzında kendini görüyorsun ve sana ait olan yeni seni yakalıyorsun inancını yüksek tutmak bu dönemde en önemli şey bazı şeyler bizim isteğimiz dışında gerçekleşir yaşanılması gerekiyorsa yaşanılacaktır umudunu yüksek tut, çünkü o bizim en kıymetli anahtarımız.
İlk bir yıl 3 ayda bir rutin kontrollerim oldu kontrollerimde rutin kan tahlilleri isteniliyor gerekiyorsa da USG ve akciğer grafisi çekiliyor buna doktorunuz karar veriyor ilk yıl 3 ayda bir sonra altı ayda bir sonrası 1 yılda bir olacak şekilde kontrollerim devam edecek neyse ki doktorumu çok seviyorum yoksa sık görüşmek canımı sıkabilirdi.
Bugün geriye dönüp baktığımda, bu süreç bana çok şey öğretti. Kanserle savaşan tüm güçlü savaşçılara söylemek isterim ki: İyi olduğunuz her anın kıymetini bilin. Hayatın güzel zamanlarını “kanserim” diyerek kaçırmayın. Zaman, her şeyin cevabını hemen vermez. Bazı şeyleri ancak yaşayarak öğreniriz. O yüzden geleceği değil, bugünü yaşamayı seçin. Moral bozarak yola devam etmek, bizi sadece yıpratır. Tıbba ve en önemlisi kendinize güvenin ve tabi ki doktorunuza Bu süreçte ailemin, doktorumun, yeryüzünün melekleri olan o kutsal mesleğin sahibi hemşirelerimin ve sevdiklerimin desteği her şeydi. bazı arkadaşlarım uzaklaştı, belki de ne diyeceklerini bilmedikleri için belki de korktukları için bazılarıysa hiç beklemediğim kadar yanımda oldu. Ama en önemlisi sizsiniz, sizin düşünceleriniz. Negatif olan tüm bakışları ve düşünceleri yok sayın yol sizin yolu güzelleştirecek olanda sizsiniz.
DİP NOT: Bu fotoğraf rutin kontrollerimden Benim hikâyem bu kadar. Dilerim sizinki, bundan çok daha güzel olur.






